Dijital Biz Dergisi | Yazar

 

İsmail Köseoğlu

Bytedex CEO

 

Temmuz 2022

 

Kripto Paralar ve Gelecek

 

Günümüzde artık haberlerde daha sık görmeye başladığımız kripto paralara ilişkin genel bir gözlemleme ile çok basit hususların dahi bilinmediğini söyleyebiliriz. Kripto paralar nedir? Nasıl çalışır? Geleceğimizi nasıl etkileyebilir?

Esas olarak kripto paraları anlayabilmek için paranın ne olduğu ile başlamalıyız. Para insanlar arasında mal ve hizmet değiş tokuşunu sağlayan bir değer taşıma aracıdır. Dünyaca kabul edilmiş 3 temel özelliğe sahip olması bir meta için para yerine kullanılmasını sağlayabilir.

Bu özelliklerden ilki değişim aracı olabilmesidir. Bir ölçü olarak diğer başka mal ya da hizmetle değiştirilebilmesidir. Yani A birim mal önce B birim paraya çevrilir ve bu B birim paranın C birim başka bir malı almasını sağlaması gerekir. Bunu günlük hayatımızda sürekli olarak elimizdeki TL’ler ile yapıyoruz. Mal ve hizmet satanlar bunun karşılığında belli miktar bir para alarak bu para ile başka bir mal ve hizmet alabiliyorlar.

Diğer bir özellik ise bir değer ölçüsü ve hesap birimi özelliği ortaya koymalıdır. Yani mal ve hizmetlerin değerinin belirlenebileceği ve hesaplanabileceği bir standart ortaya koymalıdır.

Ve diğer özellik ise bir değer taşıma ve saklama aracı olmalıdır. Yani kendi bünyesinde sonra da kullanabileceğimiz bir değeri bulunmalı ve daha sonra da bu değeri mal ve hizmete dönüştürebilmeliyiz.

Tarih boyunca insanlık mal ve hizmetlere öncelikle takas yoluyla daha sonra değerli madenler yoluyla ve daha sonra ise bu değerli madenlerin bankalarda saklanması ile birlikte bankaların verdiği notlar yani Banknotlarla para kavramını geliştirmiştir. Ancak son yüzyılda itibari para denilen bir sistem dünyada hakimdir. Eskiden devlet tarafından her bir paranın karşılığında değerli madenler genel olarak Altın ve Gümüş teminat olarak bulunurken günümüzde artık bu durum ortadan kaldırılmıştır. Bunun yerine kanuni bir zorunluluk olarak devletin bastığı paranın kullanılması yani itibar edilen para anlamında “itibari para” kullanımına geçilmiştir.

İşte bu paranın karşılığında herhangi teminat bulunmaması ve para basma yetkisinin merkez bankalarında olması tüm dünyada sıkıntı dönemlerde karşılıksız para basılmasını beraberinde getirmiştir. ABD’de sadece pandemi döneminde bugüne kadar tedavülde olan paranın %40 birkaç sene içerisinde basılmıştır. Bu da yüksek enflasyon oranlarını beraberinde getirmiştir.

Enflasyon nedir? Enflasyon esas olarak belli bir para birimi karşısında mal ve hizmetlerdeki birim değer artışını ifade eder. Çok derine inmeden bir şeyin piyasadaki miktarı arttıkça diğerine karşı değeri düşer. Eğer piyasada para bollaşırsa mal ve hizmetler daha az miktarda olduğu için paranın değeri düşecek mal ve hizmetlerin değeri artacaktır. Borca dayalı para sistemi, itibari paranın geçerli olduğu sistemlerde bankalara zorunlu karşılık üzerinden gizli bir para basma yetkisi de verir. Her banka vermiş olduğu toplam kredinin %10 kadarını bankada bulundurması yeterlidir. Bu durumda her 10 birim kredinin 9’u karşılıksızdır. Çünkü bankalar için 10 birim kredi vermek için kasada 1 birim para bulunması yeterlidir. Bu durum piyasadaki para emisyonunu daha da arttırır. Kredi genişlemeleri ile piyasadaki para arzının arttırılması yukarıdaki unsurlarında eklenmesi ile piyasayı stagflasyon ya da resesyona götürür. Bugün ABD başta olmak üzere dünyada karşılaşılan önemli risklerden biri budur.

Buradaki en kritik unsur ise sıradan insanlar ceplerindeki paranın değerindeki azalmayı para basarak kapatma şansı yoktur ancak merkez bankaları devletler üzerinden para basma yetkisine sahiptir. Bu nedenle enflasyon aslında vatandaştan devlete sermaye transferi sağlayan gizli bir vergi gibi davranmaktır.

Günümüzde birçok ekonomik yaklaşım olsa da paralarla ilgili söylenebilecek kısa bilgi budur. Kripto paralara geçmeden önce okuyucu için paranın tarihsel gelişimi, itibari para sistemi ve borca dayalı ekonomi modellerini daha geniş araştırmak aydınlatıcı olabilir.

Kripto paralar esas olarak kökenleri 70’li yıllara dayanan matematiksel bazı algoritmalardan ve formülasyonlardan çıkarak nihayet yıllar süren farklı çalışmalar ile 2008 yılında uygulanabilir ilk örneği olan Bitcoin ile ortaya çıkmıştır. Bitcoin toplam 21 Milyon adet üretilebilecektir. Bu rakam piyasada dolaşabilecek maksimum arzı ifade etmektedir. Daha önce de birçok dijital para denemesi yapılmış ancak uzun ömürlü olmamıştır. Bitcoin başarılı olan tek dijital varlık olarak tarihe adını yazdırmıştır. Bitcoin üretmek için belli bir elektrik sarfiyatı ve işlem gücü gerekir, bu makale yazıldığı sırada bir Bitcoin üretmenin maliyeti 13.000 dolar civarındaydı. “Bitcoin değersiz midir?” sorusunun en net yanıtı, 1 adet üretmek için bu maliyete sahip bir meta elbette değersiz değildir. Bünyesinde işte bu üretim değerini ve piyasada ortaya çıkan talep değerini barındırmaktadır.

Bitcoin’in çıkması ile birlikte kullanımının yaygınlaşması ve insanlar tarafından yukarıda yazılan para niteliklerinin kabulü ile birlikte esas olarak insanlık tarihi için bambaşka bir dönem başlamıştır. Bitcoin insanlar tarafından, insanlar için üretilen ve genel kabul gören ilk para niteliğindeki varlıktır. Bu tarihsel olarak hepimizin tarih derslerinden hatırlayacağı şekilde aynı zamanda bir egemenlik ve otorite simgesi olan paranın, sıradan insanlar tarafından devletlerin egemenliğinden çıkarılması demektir. Bu nedenle bugün birçok ülke bu konuda mevzuatlar geliştirmeye çalışmakta ya da buna yönelik tedbirler almaya çalışmaktadır. Ne var ki Bitcoin merkeziyetsiz olarak tasarlanmıştır ve hiçbir otoriteye bağlı değildir. Tam olarak kullanım gücünü dünyanın her tarafındaki kullanıcılarından almaktadır. Ve bunun kanun ya da mevzuatlarla engellenme şansı maalesef yoktur.

Bitcoin ile birlikte Ethereum blockchain üzerinde akıllı programları çalıştırmayı mümkün kıldı. Bununla birlikte birçok proje bu temeller üzerine bina edildi. Blockchainlerin kendi ürettikleri ana dijital birime coin denilirken bu coinleri referans alarak üretilen diğer dijital varlıklara ise token denildi. Bugün kripto alanında birçok proje bu tokenler ile fayda sağlamaya çalışmaktadır.

Kripto dünyası mevcut yapısı ile bir kaos içerisindeki düzeni akla getirmektedir. Vahşi batı gibi oldukça tehlikeli ve riskli unsurları barındırmakta ve tam bir öngörülemezlik içerisinde varlığını sürdürmektedir. “Orda ab chao” yani kaostan gelen düzen ya da düzen kaostan doğar sözünü duymayan kalmamıştır sanırım. Bu düzen yeniden gün geçtikçe küresel şirketler ve kripto paraları resmi değer aracı olarak kabul eden ülkelerce yavaş yavaş oluşturulmaktadır.

Bu noktada kripto dünyasının esas vaat ettiği husus bu yazının ilk kısımlarında anlattığımız aslında okurun bir araştırmasıyla herkesin bildiği mevcut para sistemini dönüştürebilecek argümanları ortaya koymasına dayanmaktadır. Bitcoin dünyada en fazla 21 milyon adet olacaktır ve daha fazla basılamayacaktır. Merkez bankalarının ve mevcut bankaların para üretme yetkisi ile karşılaştırıldığında, mevcut enflasyonist para politikaları dikkate alındığında daha manalı hale gelmektedir.

Kripto dünyası, insanları ürettikleri projeleri yine insanların finanse ederek insanların hizmetine sunmaktadır. Herhangi bir devlet katkısı, sübvansiyon, vergi teşviki ya da hibe üzerinden değil belki dünyanın çok çok farklı ülkelerinden insanların bir araya gelerek kolektif bir aklın ürünü olarak ortaya çıkmaktadır. Elbette dolandırıcılar, kötü projeler birçok riskler burada yer almaktadır. Bunlar insanlığın var olduğu tarihten bugüne hemen hemen tüm iş kollarında mevcuttur. Hatta ve hatta bugün bankadaki mevduatınız bile aşağı yukarı 100.000 TL’ye kadar garanti altındadır. Yani olası bir bankanın batması durumunda üzerinde kalan miktarı büyük ihtimalle alamayacaksınız. Bunun örneklerini 2001 krizinde gördüğümüzü bilenler hatırlayacaklardır.

Nihai olarak kripto dünyası finansal ve toplumsal anlamda ürettiği teknolojiler ile bir dönüşümün liderliğine adaydır. Bugün bu teknolojileri insanlara öcü gibi göstermek yerine bu teknolojilerden faydalanmanın yolları aranmalı ve toplam adaptasyonu arttıracak imkanlar sağlanmalıdır. Ülkemiz ise bu teknolojilere sonuna kadar kapılarını açmalı ve ülkemizde buna teknoloji merkezlerinin kurulmasına öncülük edilmeli ve tüm dünya genelinde bu alanda çalışan firmaların ülkemizde yer seçmesini sağlayacak hukuki ve mali teşvikler oluşturulmalıdır. Ülke olarak ve/veya birey olarak blockchain teknolojilerinin özgürleştirici rolünü anlamalı ve bu özgürlük alanına gereken değeri vermeliyiz.