Özel Röportaj

Ferdi YILMAZ

Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV)

Bilgi Teknolojileri Direktörü

Aralık 2018

 

Türkiye İnovasyon Sisteminde Dijital Dönüşüm, Endüstri 4.0 ve Bilinçli Teknoloji

 

Türkiye’de teknoloji sektörlerinin yeni endüstriyel inovasyon çağına ayak uydurması ve güvenli bir toplum kavramını uygulamaya alabilmesi, yazılımsal gelişme ile zirveye ulaşacak.

 

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

19.08.1983 yılında İstanbul’da doğdum. Aslen Rizeli olup, çocukluğumun belli bir dönemi babamın dönemli işleri sayesinde Rize’nin yeşil doğası ile iç içe geçirdim. İlk ve ortaöğretim hayatımı İstanbul’da tamamladıktan sonra, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Bilgisayar ve Enformasyon Sistemleri, Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat ve Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Yüksek Lisans eğitimimi tamamladım. Eğitim hayatım boyunca çeşitli kariyer gelişim programları içerisinde yer aldım. Microsoft temelli eğitimlerin yanı sıra kişisel gelişim ve koçluk eğitimleri ile kariyerimi destekledim. Şu anda Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı’nda (TÜRGEV) Bilgi Teknolojileri Direktörü olarak görev yapıyorum.

Eğitim, hayatımın vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Çeşitli eğitim kurumlarında sistem, yazılım ve veri tabanı eğitimleri veriyorum.

Kuruluşunda görev aldığım BİLİŞİM GRUBU ve Bilişimciler Yönetim Kurulu’nda Başkan Yardımcısı olarak İnsansı Gruplar ve Yapay Zekâ alanlarındaki çalışmaları koordine ediyorum.

 

Bilişimde dünyadaki yerimiz nasıl bir durumda?

Bilişim teknolojileri hayatımızın her alanını kapsama alanı içine almış durumda. Bu durum hem veriye ve bilgiye ulaşmayı kolaylaştırdığı gibi hem de özgürlüklerimizi kısıtlamış durumda. Türkiye’de İnternet kullanımı ile birlikte birçok örf, adet ve geleneklerimiz zaman içerisinde önemini kaybediyor ve bu durum akraba bağlarını zedeliyor.

Dünya bilişim pazarı durgun ekonomilere rağmen gelişimini sürdürürken, Türkiye’de yatırımların bilişim sektöründe verimlilik kazanması yeni yeni artış gösteriyor. Düşünün ki ana sınıfındaki çocuklardan huzur evlerindeki yaşlılara kadar, çalışan ve/veya çalışmayan her birey muhakkak internet ortamı ile karşılaşabiliyor. Bilinçli teknoloji kullanımı konusunda Türkiye’de eğitim kurumlarımız artıyor. Ücretsiz eğitimler her yaşta bireye İSMEK gibi kuruluşlar aracılığı ile veriliyor. Eğitimler ile sadece teknolojinin kullanımını değil, bilinçli bir toplum yetiştirebilecek ve değerlerimizi koruyabilecek bilgi aktarımını dikkatli yapmamız gerekiyor.

Ülkemizde bilişim pazarı giderek büyüyor. Ağırlıklı olarak ithalata dayalı ekonomik dalgalanmalar ve özellikle kur dalgalanmalarından en fazla bilişim sektörü etkileniyor. Üretime dayalı buluş ve inovasyon ile beraber yerli ürünlerin yaygınlaşmasını ve ihracatını artırmak için çalışmalarımızı sürdürmeli ve destekleyici politikalar uygulamalıyız.

 

Bilişim sektörünün ve sektörünüzün sorunları nelerdir?

Ülkemizde bilişim sektöründe çok fazla mezun vermemize rağmen teknolojinin gelişmişlik seviyesinde arzu edilen noktada değiliz. Kalifiye insan gücü yetiştirilmesi, bilişim sektörünün önünü açacak yasal düzenlemelerin yapılması, Türk inovasyon sisteminin desteklenmesi, tek noktadan devletin öncülüğünde yerli bilişim teknolojilerinin yaygınlaştırılması ve yatırımların arttırılması gerekiyor.

Yeni Başkanlık sisteminde atılacak doğru adımlarla beraber, ülkemizde makro ve mikro ölçekte bilişim stratejileri oluşturulması ve sorunlara koordineli bir şekilde müdahale edilebilmesi sağlanabilir.

Yerli bilişim firmalarının ürün ve hizmetlerine pozitif ayrımcılık yapılmalı, inovasyon ve yatırım için ek destekler sağlanmalı.

Ar-Ge kültürünü tüm kurumlarımız benimsemeli, uluslararası alanda Ar-Ge çalışmaları yaparak bilişim sektörünün tüm dallarında söz sahibi noktaya gelmeyi hedeflemeli.

 

Dijital dönüşüm ve Endüstri 4.0 konusundaki görüşleriniz nelerdir? Sizi nasıl etkiliyor?

Geçmiş yıllarda endüstri dediğimizde aklımıza bacasından duman tüten fabrikalar gelirdi. Günümüzde ise bilgi üreten herkes endüstri kavramı içerisine giriyor.

Üretmek, kısaca insanın kendi isteğiyle oluşan ihtiyacını karşılamak amacıyla ya da insan hayatında yeni ihtiyaçları meydana getirip, bu istek ve ihtiyaç duygusuna cevap verebilmeyle başlar. İşletmeler açısından, istek ve ihtiyaçlara cevap vermenin (üretimin) ilk sorusu “fayda maliyet analizi” ile başlar. Tüketiciler arz veya talep sonucunda satın aldıkları ürün veya hizmetten memnun ise başarılı bir üretim ve tüketim gerçekleşmiş olur.

Üretim için en önemli kaynak dünyanın insanlar için üretmiş olduğu enerji kaynakları ve yeraltı zenginlikleri. Endüstri tarihinin temelinde enerji kaynakları ve bu duruma bağlı olarak üretim sistemleri ve yönetim şekillerindeki değişim her zaman önemli olmuştur.

Endüstri 4.0 ile birlikte gelen en önemli yenilik kas gücünden bilgi gücüne olan değişimin ta kendisidir. Kas gücünden, bilgi gücüne geçişi şöyle açıklayabilirim. Temelde insan fiziki gücü ile üretimdeyken, şu anda bilgisini kullanarak mekanik sistem ve robotlara iş yaptırma sürecinde.

Endüstri 4.0 ile birlikte bilginin ön planda olması, üretimin fabrika içerisinden çıkararak sektörün büyümesini sağlayacak. Endüstri 4.0 ile birlikte Teknokent sayıları artmakta, evden home ofis çalışma imkanları oluşmakta, kadın çalışanların iş hayatındaki rolü artmakta. Son dönemde milli üretimin artması da Endüstri 4.0 devrimine geçişin bir habercisi. Böylece ihracatımız artacak, ekonomimizde büyüme süreci hızlanacak. Ancak bağımsız teknoloji yapısına geçmemiz ve kendi parasal değerlerimiz ile ihracat ve ithalat yapmamız gerekiyor.

TÜRGEV olarak yakın dönemde başlattığımız öğrenci portalı projemiz dijital dönüşüm için örnek teşkil edecek. Tüm öğrencilerimiz bu portal üzerinden birbirleri ile etkileşim içerisinde olabilecek ve eğitim içeriklerine ulaşabilecek. Böylece okulları dışında da kişisel gelişimlerini gerçekleştirebilecekleri ve sanal sertifika alabilecekleri bir ortam oluşacak.

 

Kodlama eğitimi için ne düşünüyorsunuz? Yeterli midir? Bilişimin gelişimi için eğitim sektörüyle ilgili önerileriniz var mı?

Bugün elimizden düşürmediğimiz cep telefonundan fotoğraf makinesine, tabletlere ya da dijital platform içeriklerine kadar çok yüklü tutarları yurt dışı firmalara ödüyoruz. Tüm bu teknolojileri üretmek ve yazılım geliştirme konusunda geride kalmış durumdayız. Kodlama ve bilişim eğitimlerinin ilkokul seviyesinden başlayıp bireylerin bilinçlendirilmesi gerekiyor.

Hindistan başta olmak üzere Amerika ve Avrupa bu konuda oldukça iyi noktada. Özellikle Hindistan mühendis yetiştirmeye önem verdiğinden yazılım uzmanı yetiştirme konusunda ilk sıralarda yer alıyor.

Ülkemizde son dönemde yazılım, robotik kodlama eğitimlerinin yaygınlaştığını gözlemliyoruz. İlerleyen senelerde bu durum yazılımda yeterlilik düzeyimizi arttıracak.

 

Siber güvenlik için yerli ve milli projeler için fikirleriniz nelerdir?

Her yaştan gençlerimiz, çocuklarımız ve yaşlılarımız interneti; öğrenmek, oyun oynamak, sosyalleşmek, iletişim kurmak ve kaynakları paylaşmak için kullanıyor. Günümüzde mobil ve kablosuz yüksek bant genişlikleri sayesinde her an kolaylıkla internete erişim sağlıyoruz. İnternete bağlanan küçük yaştaki kullanıcıların kaynaklara giriş yapması ve güvenlik politikalarının kullanımına ilişkin gizlilik risklerine maruz kalması gibi güvenlik endişeleri artıyor.

İnternet özellikle kullanım konusunda tecrübe sahibi olmayan ve sadece eğlence için kullanan bireyler için güvenli bir ortam değil. Veri gizliliği ve güvenliği ile ilgili konuların tehlikelerini, kendilerine zarar verebilecek davranışlar ile ilgili kendilerini nasıl koruyabileceklerini öğrenmeliler. Bu konuda siber güvenlik farkındalık eğitimlerinin artırılması gerekiyor.

Bilinçli internet kullanımını sağlamak ve mahrem bilgilerin yetkisiz, kötü amaçlı kişilerin eline geçmesi oldukça tehlikeli sonuçlar üretebiliyor. Kullanıcı yaşları ne kadar genç olursa tehlike o kadar daha büyük oluyor. Günümüz İnternet kullanım koşullarında küçük çocuklara “çevrimiçi olarak güvende kalmak” için ipucu noktaları hakkında detaylı eğitimler vermemiz gerekiyor.

Amerika’da Ulusal Siber Güvenlik Bilgilendirme farkındalık çalışmaları, çocuklar için hazırlanan bir sunumda, “8-18 yaş arası çocukların çevrimiçi olarak günde 7 saat 38 dakika harcadığı tespit edilmiştir; bir çocuk gecede 8 saat uyuyorsa, uyanık olduğu zamanın yarısı çevrimiçi geçiyor demektir ” Dur, Düşün ve Bağlan isimli farkındalık çalışması, bu dijital çağda çocukların artık erken yaşta bilgisayarlar, akıllı telefonlar veya tabletleri keşfettiği anlamına geliyor. Çevrimiçi olarak yeni deneyimler geliştirdikçe ve keşfederken, keşif ve doğal merakla öğrenme, ebeveyn denetimi ve ebeveyn kontrol araçları faydalı olabilir. Bununla birlikte, tüm bu araçların önleyebileceği çok şey var; çocukları uygun olmayan kişilerin günlük tehlikelerinden korumak ve bilgisayar korsanlarının sistemlere sızarak bilgi girmelerinin kolay bir hedefi haline gelmesini önlemek için daha fazla bilgilendirme faaliyetine ihtiyaç var.

Küçük yaştaki çocuklar için ebeveyn olarak güvenlik araçları kullanmamız gerekiyor. Birçok ücretsiz seçenek mevcut ve çoğu internet servis sağlayıcısı genellikle koruma araçları sunuyor. Örneğin, Windows Live Aile Güvenliği, kullanıcıların web filtreleme ayarlarını ve parametrelerini filtreleyerek web filtreleme / engelleme denetimlerini kullanarak engelleyen veya engelleyebilecek ücretsiz bir içerik kontrol yazılımı. Microsoft Aile Güvenliği, çocukların bilgisayar faaliyetlerinde sekmeler bırakıp çevrimiçi daha güvenli kalmalarını sağlamak için uygun. Kullanıcı hesabı ve güvenlik ayarları yapıldıktan ve çocuğa yönelik farklı derecelendirme, kısıtlamalar ve ayrıcalıkların kurulması tamamlandıktan sonra, ebeveyn için geriye kalan tek şey, internet kullanımı hakkında gençlerle bazı temel kuralları konuşmak.  Buna ek olarak, Servis Sağlayıcılar “Aile Profili” ve “Çocuk Profili” başlıklarında hizmetler ile çocukların zararlı içeriklere erişimini önlemeye çalışıyor.

Bilinçli ebeveynlik çalışmaları farkındalık çalışmaları için destek olsa da okullar ve öğretmenler, siber güvenlikle ilgili çocukları tanımanın ana paydaşları. Çocukların çevrimiçi deneyimlerinden en iyi şekilde yararlanmalarını sağlamak için sosyal medya güvenliği konusunda sosyalleşmeyi de destekleyen önemli dersleri güçlendirmek için okullarda İnternet güvenliği bilgilendirme toplantılarının sayısının arttırılması önem arz ediyor. Hatta mezun öğrencileri kendilerine daha yakın hisseden öğrenciler için interaktif çalışmalar tercih edilmeli.  Geleneksel suç farkındalığı gibi siber bilinçlilik başlıklarında kötü alışkanlıklardan ve tipik gençlik öncesi dikkatsizlikten doğan hataları en aza indirgemek için de oyunlar ile küçük yaştaki çocuklara da farkındalık çalışmaları organize edilmeli.

Dijital çağda, siber iletişim, çevrimiçi gezinti ve çevrimiçi olarak sosyalleşme, aslında çocuğun gündelik hayatının bir parçası oldu. Siber güvenlik dersleri okullarda ve evlerde zorunlu tutulmalı.

Siber güvenlik bilinci için yaş sınırı olmaksızın STK’lar olarak, milletimize zarar vermek isteyen birey, toplum veya kuruluşlara karşı savunma dinamikleri oluşturacak eğitim planlamaları yapmalı ve bu planların kısa, uzun vadeli kapsamlarını kullanıcılar ile paylaşmalıyız.