Özel Röportaj

Cem SÜNBÜL

Habertürk TV & Habertürk, Fintechtime

Habertürk TV & Habertürk Teknoloji Editörü – Sunucusu, Fintechtime Haber Müdürü

Şubat 2019

 

Dijitalize Dünya, Mobilize Medya

 

Bir haberin görsel, işitsel veya metinsel olarak bir okuruna, izleyicisine veya dinleyicisine ulaşması için dijital dünyanın etkisiyle yaşanan değişim -ya da günümüz ifadesiyle- dönüşüm inanılmaz. Sanayi Devrimi’nden sonra Dijital Devrimin eşiğinde değil, tam da içinde olduğumuzu söyleyen Teknoloji Editörü Cem Sünbül ile yeni çağ üzerine konuştuk.

 

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

  • Eğitim: İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi öğrencisi
  • İş Tecrübeleriniz: Fenerbahçe FM, Show TV, TV8, VogelBurada, Habertürk gibi şirketlerde sunucu ve editör olarak çalıştım.
  • Mevcut Şirketiniz ve Göreviniz: Habertürk Teknoloji Editörü, Maarif Vakfı Dijital İletişim Sorumlusu

 

Şirketiniz, sektörünüz ve faaliyet alanlarınız ile ilgili bilgi verebilir misiniz?

Ciner Yayın Holding bünyesinde faaliyet gösteren haber temalı portal ve TV kanalı Türkiye’nin en çok izlenen ve okunan yayınları arasında yer almakta.

 

Dijital Dönüşüm konusunda görüşleriniz nelerdir? Sizce Türkiye dijital dönüşümde hangi aşamada? Şirketiniz hangi aşamada, planlarınız nelerdir?

Dijital Dönüşüm tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de birçok alanı derinden etkiledi ve etkilemeye devam ediyor. Ne var ki ülkemizde gerek devlet açısından gerekse büyük ya da KOBİ seviyesindeki şirketlerimizde Dijital Dönüşüm yolunda atılan adımların daha hızlı ve güçlü bir şekilde atılması gerektiğini düşünüyorum. Sevindirici gelişmeler olduğunu da belirtmeden geçmeyeyim çünkü mevcut hükümetin özellikle yeni sistemle gelen isimler arasında gelecek adına ümit veren adım atanlar olduğunu görüyoruz. Özellikle Teknoloji Bakanımız Mustafa Varank’ın meclis kürsüsünde İHA ve SİHA’larda kullanılan lazer detektör çiplerini göstermesi, teknolojinin, donanımının, yazılımın ve AR-GE’nin önemini ülkenin gündemine taşıması bunun bir göstergesi niteliğinde. Bir diğer önemli gösterge ise şu günlerde yavaş yavaş atmosferine girmeye başladığımız seçimlerle ilgili. Geleneksel mitinglerin yerini Twitter’dan yapılan canlı yayınlar, elde dağıtılan kağıtlar yerine sosyal medya kanallarından yapılan duyurular, sokaklarda dolaşan mobil gürültü merkezleri yerine hedef odaklı reklam paylaşımları kararının alınması dijital dönüşümün kültür olarak tüm alanlara yayılmasının adeta ayak sesleri. Bunlar küçük adımlar gibi görünebilir ama büyük adımların atılabilmesi için elzem.

Habertürk’ün de içinde bulunduğu Ciner Yayın Holding dijital dönüşüm konusunda -özellikle yayıncılık anlamında- öncü kuruluşlar arasında yer alıyor. Yayıncılığın her aşamasını dijital dönüşüme adapte eden şirket, Kadir Has Üniversitesi ile bu konuda özel bir de çalışmayı da sürdürüyor.

 

Sizce Dünyayı değiştirecek teknolojiler nelerdir?

Artık herkesin bildiği üzere yapay zekâ içinde bulunduğumuz devrin en önemli tetikleyicilerinden biri olması muhtemel. Bunu robotlar takip edecektir ancak o filmlerde gördüğümüz robotlardan ziyade RPA – Robotik Proses Otomasyonu dediğimiz yazılım tabanlı robotlar dünyayı insanımsı robotlardan önce değiştirecektir. Ve tabi sürücüsüz otomobiller. Otomobillerin sürücüsüz olması ve buna bağlı gelişecek olan regülasyonlar ayrı, otomobil sahipliği meselesinin de kökten değişmesi meselesi ayrı olarak endüstrileri, dünyayı etkileyecek.

 

Dünyada ve Türkiye’de bilişim sektörünün ve medya sektörünün geleceği hakkında öngörüleriniz neler?

Bilişim sektörünün geleceğinde daha önce dediğim gibi artık herkesin konuştuğu yapay zekanın hem iyi hem de kötü yönde kullanıldığını yakın gelecekte görebiliriz. Karar vericilerin şirketlerini daha iyi yönetmesinden tutun da kurumların şimdiye dek biriktirdiği geçtiğimiz dönemin büyük verilerinin yapay zekâ ile daha işlenebilir ve daha anlamlı hale geldiği bir döneme giriyoruz ve hatta girdik. Yapay zekanın siber güvenlik alanındaki yadsınamaz etkisini unutmamak gerek. Yapay zekanın bir diğer alanı da gerçek zamanlı öğrenme ki bunun bazı çok belirgin iş faydaları olabilir. Örneğin devam eden bir iş akışı yapay zekâ ile ilgili süreç devam ederken yeniden şekillendirilebilir veya bir web sitesi ziyaretçisinin kullanım alışkanlıklarına veya aradığı bilgiye veya ürüne göre yeniden o anda yazılabilir. Bu arada büyük veri demişken, bilişim sektörünü etkilemesi muhtemel konulardan biri de yapay zekâları doyuracak büyük veriyi toplaması beklenen veri madencilerine olan ihtiyaç. Veri bilimciler ve analizcilerinin büyük ölçekli şirketler ve hatta devletler için geliştirmesi gereken çok sayıda uygulama var. Bunun yanı sıra dünyada 5G beraberinde hız kazanması beklenen IOT (nesnelerin interneti) alanındaki gelişmeleri hızlandırabilir ve kısa zaman sonra bu alanda somut yenilikler görebiliriz.

5G ile Medyanın Dönüşümü

5G ile birlikte OTT (Over-The-Top) medyanın, yani Netflix, Amazon Prime Video gibi servislerin yaşayan TV kanallarından çok daha iyi ve kişisel bir deneyim sunması nedeniyle çok daha güçleneceğini göreceğiz. Bu alanda mobil videonun da girmesi ile 3 milyar tekil müşteriye ulaşması bekleniyor. Bu gerçeğe dönüşünce canlı yayın yapanların sayısı inanılmaz derecede artacak. VR (Sanal Gerçeklik) ile 5G birleşecek ve izleme deneyiminde yeni bir dünyanın kapısı aralanacak. 5G ile birlikte otomobiller de artık birer medya merkezi haline gelecek. Artık otomobil içindeki ekranlar sürücüsüz otomobil gelişmeleri ile uzun uçuşlarda kullandığımız In Flight Entertainment Systems – Uçak İçi Eğlence Sistemlerinde olduğu gibi başlı başına bir mecra olacak. Otomobil şirketleri böylece Araç İçi Eğlence sistemi sunarak kendileri birer mecra haline gelebilecek. Kim daha fazla araba satmışsa muhtemel o kendi arabasında daha fazla kişiye reklam gösterebilecek, farklı ürünler pazarlayabilecek ve belki de Carflix diye başka bir uygulama da çıkacak.

Burada önemli olan akıllı telefondan, araç içi ekranlarına, televizyonlara ve gerektiğinde dev ekranlara, sinemalara uyumlu boyutlarda içerik sunmak zorunda olan yapımcıların yetenekleri ve dönüşüme ayak uydurmaları gerekliliği. Televizyonlar büyüyor ve ucuzluyor ama ekran oranları değişiyor. Farklı ekranlarda deneyimin çok iyi olması lazım. Artık tüketiciler klasik televizyon kutusundan çok daha ötede kafa yapısına sahip. Buna en güzel örneklerden biri distopik bilim kurgu dizisi Black Mirror’ın yeni sezonundaki interaktif Bandersnatch dizisi…

Dünyanın Dört Bir Yanından Tek Yayın Mümkün

5G ile dünyayı birbirine bağlamak, Super Low Latency – Süper Düşük Gecikme ile çok daha gerçek zamanlı bir bağlantı sayesinde daha mümkün olacak. Bu bağlantı gücü sayesinde dünyanın 5 ayrı noktasındaki bir müzik grubu aynı anda bir parçayı çalma ihtimali gündemde. Eğer cihaz ve teknolojiler bu fırsatı verirse medya için devrim niteliğinde yeni işler çıkması işten bile değil. Bugün bile teknoloji sayesinde maliyetler düşmüşken bu yeni 5G dünyasıyla daha düşük maliyetlerle tanışabiliriz. Dolayısıyla medyanın tamamında olabileceği gibi hayatın birçok alanını değiştirecek ve dönüştürecek gelecek teknolojisi olarak önümüzde 5G duruyor. Türkiye’nin bu trene binebilmesi için yeraltındaki internet gücünü artırması şart. Bunun için de mevcut şartlar göz önüne alındığında kurumlar arasındaki rekabet ve maddi şartlar zorlayıcı. Bu sorunlar dönüşümün önünde engeller teşkil edebilir ve ilerlememizi yavaşlatabilir. Bunun sonucu ise tahmin edilenden daha vahim olabilir.

Sanayi Devrimi Treni Kaçtı, Dijital Devrim Treni Kaçmasın

Sanayi devrim trenine sonradan binenler, devrimi yapanların trenlerine binmek zorunda kalmıştı. Biz de teknoloji devrimi trenine binmek değil, rayını döşemek, lokomotifini ve vagonlarını yapmak için hızlı ve çevik olmalıyız, bu yolu yapabilecek her aşamada taviz vermeden harekete geçmeliyiz.

Öte yandan Türkiye’de bu yıl bilişim alanında beklenen ivmenin yakalanması da muhtemel. Zira 15 Temmuz hain darbe girişimine giden sürecin başlamasından bu yana birçok kademede projelerin yavaşladığı, beklemeye alındığı vakalar söz konusu. Seçimler ve yaşanan ekonomik dalgalanma sonrası bu yıl ülkemiz bilişimcileri için çıkış yılı olabilir. Elbette ayakta kalanlar için…

Medya Yolculuğu

Medya sektörünün geleceğine gelince, biraz geriden almak gerekirse bana adımı veren rahmetli basın emekçisi eniştem Ertuğrul Yeşiltepe’den söze başlamak isterim. Basın şeref kartı sahibi olan Ertuğrul eniştemi anlatan Hürriyet, Tercüman ve dönemin büyük gazetelerindeki basın emekçisi iş arkadaşları; eniştemin gazeteciliğin hakkını verdiğini ürettiği kıymetli içeriğin yanı sıra harflerin tek tek dizildiği, baskının çok meşakkatli olduğu dönemde işin mutfağını da iyi bilmesine bağlıyorlar. Zira 60’larda bir haberin bir gazete basılması ve okura ulaştırılması için müthiş meşakkatli bir yol izleniyordu. Haberi yapacak kişi, flaşı olan bir fotoğraf makinesi, buna uygun bir filmler, not defteri, ses kayıt cihazı, daktilo, tam teşekküllü bir matbaa, bol miktarda kâğıt, ülke çapında bir dağıtım ağı, bu gazeteyi satacak bir gazete bayii veya bakkal gerekiyordu. Kendi içinde teknolojiden değilse de dijitalden çok uzak yıllardı rahmetli eniştemin gazetecilik yaptığı yıllar.

1993 yılında Fenerbahçe FM’de DJ olarak göreve başladığımda müzik dünyasında CD furyası başlıyordu. Compact Disc’ler analog müzik dünyasının son temsilcisi olan kasetleri bitirecekti. Lisede hazırladığım dergi denemelerini saymazsak medya yolculuğuna başladığım radyoculukta şarkıları evde çift kasetçalarlı müzik setinde başa alıp, şarkıyı ayarlayıp kanala gidiyordum. Bir süre sonra başa almaya gerek olmayan CD’ler yerini almaya başladı.

Stüdyolar, kasetler, plaklar, radyo yayıncılığına özel medyalar, CD’ler, Mikserler, mikrofonlar, yayın antenleri, alıcılar, vericiler, hoparlörler ve radyolar… Bunlar radyoda çaldığımız şarkıların, ağzımızdan çıkan kelimelerin dinleyicilere ulaşması için gerekli şeylerden bazılarıydı.

Chip ve Level dergilerinin üretildiği Vogel grubunda 5 yıl çalıştım. Burada bir haberin okurlara ulaşması için rahmetli Ertuğrul eniştemin yıllarındaki kadar uğraş verilmese bile iyi bir ekibin yanı sıra iyi ekipmanlara da ihtiyacınız vardı. Bilgisayar, çeşitli yazılımlar, internet, ses kayıt cihazı, hala yanında film ihtiyacı olan SLR fotoğraf makinesi ve bu kez suyun yağ bazlı mürekkeple karışmaması prensibini temel alan ofset baskı tekniğiyle kalıp kalıp kağıtlara baskı yapan bir matbaa, yine derginin dağıtımı için dağıtım ağı ve satış noktaları.

Tehcnology Channel, Show TV, TV8, TRT ve son olarak Habertürk TV’de teknoloji anlattığımız çeşitli programları hazırladım ve sundum. Halen Haberturk, Bloomberg ve Show TV’de haberlere teknoloji konuşmak için konuk oluyorum. İlk kez program yapmaya başladığım 2003 yılında gösterdiğimiz ipuçlarını, yaptığımız röportajları izleyicilerin seyretmesi için gerekenler ise komplike yayın sistemleri, kameralar, mikrofonlar, kurgu ve montaj setleri, canlı yayın araçları, uydu bağlantısı ve daha fazlasıydı.

Türkiye’nin İlk Video İncelemesi

Youtube’da Türkiye’nin ilk, dünyanın sayılı video incelemelerinden birini hazırlamak için kullandığımız handycam, kasetteki görüntüyü bilgisayara aktarmak için verdiğimiz uğraş, montaj ve render için geçen süreler, upload için çektiğimiz çileler! Çok uzak değil 10 sene önceydi.

İlk radyo işim haricinde aşağı yukarı 20 yıldır çalıştığım yerlerde hep teknolojiyle, internetle, dijitalle ilintili işler yaptım. Şimdi bu işlerin nasıl mobilize ve dijitalize hale geldiklerine bakalım. İnternet ve mobil cihazlar sayesinde artık insanlara sesinizle, yazınızla, görüntünüzle ulaşmak için gerekenlerin tamamı neredeyse tek cihazda bir arada.

iPhone ile Çekilen İlk Teknoloji Programı

Fotoğrafları çekmenin yanı sıra TV’de yayınlanan programı çekmek bile mümkün. Geçtiğimiz sene Amerika’ya Las Vegas’a CES için gittiğimizde iPhone 7 Plus’a bir dönüştürücü adaptör alarak yayıncılıkta kullanılan mikrofonu taktık ve gerek CES ve gerekse Los Angeles’taki tüm çekimlerimizi iPhone 7 Plus ve bir mikrofonla yaptık.

Dijital çağ mobilin gücüyle birlikte hayatın birçok alanını olduğu gibi medyayı da kentsel dönüşüme soktu. Harflerin dizildiği yıllardan, devasa antenlerin ilettiği ses dalgalarından ve uyduların, televizyonların kocaman yayın sistemlerinin sinyallerinden bugün sadece internet ve akıllı telefonla tüm bunları yapmak mümkün hale geldi. Gazeteler artık Google Haberlerle, radyolar Spotify ile, televizyon ise YouTube, Netflix gibi hizmetlerle birleşti. Ben 42 yıl sonra gerçek ailemi bir televizyon programında aradım ama annem bana önce Facebook’tan ulaştı.

Aslında ikinci nokta burada başlıyor. Teknoloji, dijital dönüşüm, bilişim adına ülkemizde daha güzel şeyler olması için Bilişimciler’in daha çok çalışması ve daha önemlisi bu oluşumda gördüğümüz gibi bir araya gelerek bir güç olması gerekiyor. Bilişimi genelde sadece büyük siber saldırılarda konuşuyoruz. Bilişimin hayatımızdaki yeri kadar TV’lerde, radyolarda, dergilerde yer bulmasını beklemiyorum ama en azından yurtdışındaki kadar, her gün bir şekilde yer verilmeli ki hem günümüz insanları hem gelecek nesiller bunun önemini daha iyi kavrasın, ülkemizden daha iyi işler çıksın. Bilişimciler, bilişimin hayattaki yerine yakın değeri yakalasın.