Özel Röportaj

Ulaş CANTEPE

Baktat Gıda

Bilgi Sistemleri Yöneticisi

Temmuz 2019

 

Ulaş CANTEPE: “Yazılım, Robotik ve Yapay Zekâ ile Sıçrama Yapabiliriz”

 

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Evli ve 1 kız 1 erkek olmak üzere 2 çocuk babasıyım. Çocukluktan gelen bir Hiperaktivitem var. Birçok ilgi alanım var. Piyano, gitar, yan flüte, mızıka, akordeon gibi enstrümanlarla aram iyidir.  Yine birçok programlama diline hakimim. Teknolojik donanımlarla çok ilgiliyim. Aslen Mikrobiyolog olmama rağmen bu meslekle çok alakalı olamadım. 1995 yılından bu yana bilişim dünyası içerisindeyim. Birden fazla projede görev aldım. Türkiye’de 70’e yakın devlet hastanesinin otomasyon ve donanımlarıyla ilgilendim. Yine Sağlık Bakanlığı yemekhane projesinde çalıştım. Şimdi ise Avrupa’nın ödüllü Türk gıda markası olan “Baktat Gıda’nın” IT yöneticisi olarak çalışıyorum.

Bilişimciler ve BİLİŞİM GRUBU’nda Başkan Yardımcısı olarak görev alıyorum.

 

Şirketiniz, sektörünüz ve faaliyet alanlarınız ile ilgili bilgi verebilir misiniz?

Baktat Gıda, Almanya’da Top10 marka arasında bulunan Avrupa’nın ödüllü Türk Markası. Gıda üzerine yaklaşık 2.300 çeşit ürün üretiyoruz. Bunların büyük bir çoğunluğunu Türkiye’de farklı şehirlerde bulunan üretim tesislerimizde üretiyoruz. Yeni nesil teknolojilerle ve üretim tesislerimizle çağın getirdiği tüm yenilikleri tesislerimizde kullanmaya çalışıyoruz.

 

Dijital dönüşüm ve Endüstri 4.0 konusundaki görüşleriniz nelerdir? Sizi nasıl etkiliyor?

20. yüzyılda sanayi çağını kapatıp bilgi ve iletişim temelli yeni bir dünyaya geçişimizin üretim ve hizmet sektöründeki ismi Endüstri 4.0.

Türkiye’de dijitalleşme konusunda teknolojik olarak makinaya ekipmana yatırım yapılıyor ama insani ve sosyal yanına yatırım yapılmadığı için ülke dijital çağı yakalamakta zorlanıyor.

Endüstri 4.0’ı olduğu gibi yazılım donanım gibi alırsanız, pahalıya alırsınız. Endüstri 4.0’ı ihtiyaçlarımızı ve ülkenin stratejik planı içinde yeri neyse buna göre yapmalıyız. Böylece Endüstri 4.0’ı ucuza getiririz.

Biz Bilişimciler bu dijital dönüşüm sürecinde tatlı bir yoğunluk ve yorgunluğa maruz kalıyoruz elbette. Nitelikli eleman açığı mevcut kadronuza ekstra yükler bindirebiliyor. Ama bu işin ilk yapanları olabilmek, bizler için günün sonunda iyi bir birikim olarak kalıyor. Dahası ilerisi için artık tüketici değil üretici olabilmek için gerekliliklerimiz nelerdir, bunları tartışmaya başlıyoruz.

 

Bilişimde Dünyadaki yerimizi nasıl görüyorsunuz?

Bilişim Teknolojileri sektörünün dünya ticaretindeki payı Türkiye için %3-4 aralığında, yani çok altlardayız.

Ülke olarak 2023 hedeflerine ulaşmak için bilişime odaklanmamız şart. Çünkü şu an Türkiye bilişim alanında çoğunlukla tüketici olarak yer alıyor. Yerli ve milli yazılımlar yapılmakta fakat ülke olarak ne kadar destek verdiğimiz de sorgulanmalı. Donanım kısmında ise oldukça gerilerdeyiz.  Dünyanın ilk 10 ekonomisi arasında yer alabilmemiz için klasik ekonomik aktörler yeterli değil. Bilişim teknolojilerinin etkin ve verimli kullanımı ön plana çıkmalı. Üretim ve hizmet sunumunda öncelikle yazılım, robotik, yapay zekâ öne çıkmalı.

Türkiye genç nüfusu ve jeopolitik konumunun sağladığı avantajla bilişim ve özellikle yazılım sektöründe sıçrama yapacak potansiyele sahip. Bunun için gerekli desteğin sağlanması milli ve yerli yazılımların ön plana çıkarılması gerekli teşviklerin sağlanması şart.

 

Bilişim sektörünün ve sektörünüzün sorunları nelerdir?

Bilişim Sektörünün öncelikli olarak en önemli sorunu nitelikli eleman açığı olarak ifade edilebilir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bilişim sektörü hızla büyümekte. Bu o kadar hızlı bir büyüme ki bazı daralma dönemlerinde diğer sektörlerden bazılarına durgunluk hâkim olup istihdam oranları düşerken bile bilişim sektöründe eleman alımında bir azalma görülmüyor. Nitelikli eleman sayısı hızla büyüyen sektörle doğru orantılı değil. Tüm bu nedenlerle üniversitelerin, iş dünyasının ve amaca yönelik hizmet vermek için kurulmuş eğitim merkezlerinin iş birliği yaparak, elbirliği ile sektördeki nitelikli eleman açığını gidermek için çalışmaları gerekmekte.

Bir diğer sorun ise devlet kurumlarının bilişim anlamında birbirinden bağımsız çalışması. Örneğin dış ticaret yapan bir firmayız. Serbest bölgede ayrıca bir fabrikamız var. İhracat yapabilmek için ise belli başlı devlet kurumlarının yazılımları kullanılmak zorunda. Gümrük birliğinin programı Java 6 kullanıyor. Serbest bölge programı Java 7 kullanıyor. Beyannamelerin hazırlandığı program Java 8 kullanıyor. Tüm bunları yapan birimimizdeki arkadaşımıza 3 tane bilgisayar temin etmek zorunda kaldık. Çünkü bir bilgisayarda Java’nın birden fazla sürümünün kurulu olması gibi bir durum söz konusu değil.

 

Siber güvenlik alanında yerli ve milli projeler konusunda görüşleriniz nelerdir?

Siber güvenlik alanında yerli ve milli yazılım ve donanım kullanılmasının hayati önem taşıdığını düşünüyorum. Kaynak kodlarına sahip olmadığımız, yerli olarak üretilmeyen hiçbir yazılım bileşeninin güvenliğinden emin olamayız. Yerli yazılım konusunda ihtiyacımız çok fazla. Ve talepler de hızla artmakta. Bu anlamda yerli projelere mutlaka teşvik ve destek verilmesinin gerekliliğini tartışmamalıyız. Örneğin 150 ülkede 300 binden fazla bilgisayar fidye yazılımlarından etkilendi. Yakın zamanda bazı ülkelerin sağlık ve iletişim sistemleri çöktü. Tüm bunlar düşünüldüğünde aslında ilk önceliğimiz siber güvenlik ve buna bağlı olarak da yerli ve milli yazılımlar olmalı. Yine bunlara bağlı olarak yerli ve milli yazılım projelerine gereken desteğin ve teşvikin sağlanması gerekli.

 

Kodlama eğitimi için ne düşünüyorsunuz? Yeterli midir? Bilişimin gelişimi için eğitim sektörüyle ilgili önerileriniz var mı?

Son zamanlarda kodlama eğitimi oldukça ilgi çekiyor. Birçok anne-baba çocuklarına kodlama eğitimi aldırıyor. Genç nüfusumuzu da düşünürsek bu oldukça sevindirici bir durum. Yeterli mi? Bu konuda tereddütlerimiz var. Kodlama eğitimi konusunda bilinçli aile ya da birey sayısı da az. Özellikle sanayi bölgelerinde bu sayı yüksek kırsal kesimlerde ise yok denecek kadar az. Kodlama eğitimlerinin okul müfredatlarına girmesi gerektiğini düşünüyorum. Yakın Gelecekte ve hatta şu an en çok ihtiyacımız olan, kodlama bilgisi olan nitelikli elemanlar. Bu sayının hızla arttırılması gerekiyor. İlköğretim çağında başlanması (robotik kodlama vs.) algoritma yeteneğini de geliştireceği için bu eğitimlerin küçük yaşlarda başlaması daha sağlıklı olur. Yine özel sektör ve kamu sektörünün kodlama konusunda gerekli eğitimleri sağlaması gerekiyor. Bu bilinci aşılamak da ayrıca bir görev.

 

Yazılım alanında dünyadaki konumumuz nedir?

Genel hatlarıyla daha önce de belirttiğim gibi yazılım alanında Dünya’daki yerimizden ziyade Türkiye’deki yerimiz de önemli. Özel sektör istediği özellikteki yazılım için yerli olmayan firmalara hem de daha fazla ücret ödeyerek öncelik sağlıyor. Yerli yazılımlar istenilen özellikleri taşıdığı halde ve daha uygun ücretlerde olmasına rağmen tercih edilmiyor. Bunda yerli olmayan yazılımların referansları haricinde IT yöneticilerinin de yönlendirmesinin ya da yönlendirememesinin payı olduğunu düşünüyorum. Bu güvensizliği kırabilmek önemli. Çünkü bir noktadan sonra yerli yazılımcılar projelerinde sarf ettiği vakit ve emeğin karşılığını alamayarak yok oluyorlar.